“Nein” lerin “Ja” ların İçinde Kaldım Bugün…

Bugün, Türkçe’nin ve Türkiye’nin geleceği açısından oldukça kederli bir günü geride bıraktım. Hem de bu kederi Türkçenin başkenti diye övündüğümüz biricik şehrimiz Karaman’da yaşadım.

Evet, işte orada Avrupa’dan Karaman’a tatile geldiğini her haliyle belli eden genç bir kız kardeşimiz muhatabıyla, hayatımda anlamayı hiçbir zaman istemeyeceğim, dünyanın en kaba dillerinden biri olan bir lisanla (galiba hangisi olduğunu anladınız) konuşuyor, işine geldiği yerde ise Türkçeye sert bir geçiş yapıyordu…

Öbür köşede ise yine gurbetten geldiği intibaını veren bir ağabeyimiz çocuğuna gayet neşeli ve bir o kadar da pervasızca bir tavırla “hadi kızım amcana daak dedin mi ?” diye soruyordu (bu daak herhalde güle güle manasına geliyor!).

Daha ilerde bir yerde, ufak bir kız çocuğumuz erkek kardeşiyle gene o telaffuzu itici dilde müthiş (!) bir tekerleme söylüyordu…

Bu kaydettiğim gözlemleri sadece on, bilemediniz onbeş dakika içinde elde ettim ve şu korkunç sorular doldurdu zihnimi bir anda;

Aman Allah’ım yoksa ben bir kâbusun ortasına mı düşmüştüm? Yoksa burası bir Anadolu kenti değil de Münih, Amsterdam mıydı?

Bu tazecik dimağlar neden ciğeri beş para etmez milletlerin dillerini adeta bal yercesine bir zevkle konuşuyordu? İnanın o an kendimi patlamamak için zor ikna ettim…

Aslında faturayı sadece gözlemlediğim kardeşlerimize kestiğimi sanmayın. Sorunumuz aslında başta ailelerin ihmali ile başlayıp, Avrupa ülkelerinin insanlarımıza dil ve kültürlerini dayatmasıyla devam eden bir silsilenin ürünüdür. Yani bir nevi “ya kültürümüzü öğren ya da çek git !” anlayışının sosyal hayata yansımasıdır. Dolayısıyla insanlarımız giderek kültürümüze uzaklaşmakta ve memleketine döndüğünde de maalesef toplum içinde sırıtmaktadır…

Ne kadar acı verici…

Ne olur biraz daha bilinçli olalım ey Karaman ve Anadolu halkı! Zaten yabancı dillerin kıskacında ezim ezim ezilen dilime, bir de marifetmiş gibi İngiliz kaşığı eşliğinde Fransızca, Almanca zıkkımlarını yiyerek işkence etmeyelim.”Nein” yerine “hayır” “ja” yerine “evet” dersek bir kaybımız olmaz. Bakın bu Anadolu üzerinde kötü emelleri olanların oynadığı en önemli kozlardan biridir “Kültür ve Dilin yozlaştırılması”.Biz de ister istemez bu amaçlarına çanak tutuyor, Karamanoğlu Mehmet Beylerin, Gazi Mustafa Kemallerin ve aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatıyoruz. Ayrıca şunu da hatırlatmak da fayda var:

Başka Anadolu ve Başka Türkçe yok ne yazık ki!

Hasan TOPBAŞ
Hasan_t@hotmail.com