<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Karaman Günlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.blog.karaman.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.blog.karaman.org</link>
	<description>''Karamana dair aradığınız Herşey''</description>
	<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 07:01:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Yeter yahu el insaf</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/yeter-yahu-el-insaf.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/yeter-yahu-el-insaf.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 06:52:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bünyamin KATIRCI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1924</guid>
		<description><![CDATA[e-karaman.com gördüğüm   Hepimiz Sorumluyuz Röportaj okuyunca cevap yazma gereği duydum..
Veysel Beyin karaman için yaptığı çalışmalarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim.
Bu yazıyı okuyunca birden aklıma Şu Çölde yaşayan çöl bedevileri geldi birde o çöl bedevilerinin develeri vardır; Durmadan geviş getiren, hörgücüne suyu doldurup susadıkça içen o kinci deve. Bir devenin kini 7 yıl sürdüğünü duymuştum.
Devedeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>e-karaman.com gördüğüm  <a href="http://www.e-karaman.com/index.php?id=2914"  target="_self" onmouseup="javascript:mengTracker('post',this.href,1);"> </a><span class="CokOkunanlar"><a href="http://www.e-karaman.com/index.php?id=2914"  target="_blank" onmouseup="javascript:mengTracker('post',this.href,1);">Hepimiz Sorumluyuz</a> </span><strong></strong><strong></strong>Röportaj okuyunca cevap yazma gereği duydum..</p>
<p>Veysel Beyin karaman için yaptığı çalışmalarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim.</p>
<p>Bu yazıyı okuyunca birden aklıma Şu Çölde yaşayan çöl bedevileri geldi birde o çöl bedevilerinin develeri vardır; Durmadan geviş getiren, hörgücüne suyu doldurup susadıkça içen o kinci deve. Bir devenin kini 7 yıl sürdüğünü duymuştum.</p>
<p>Devedeki kin gibi karaman’da yaşayan halkımız ve yöneticilerimizde bu deve gibi durmadan geviş getirmeye, hörgüçlerini suyla doldurmaya ve kinlerini almaya devam ettiklerini görüyorum.<span id="more-1924"></span>Yeter yahu el insaf;</p>
<p>Soğutulmuş bayatlamış gündemleri mikrodalgalı fırınlarda ısıtıp önümüze getirmeyin lütfen yeter artık.</p>
<p>O söylediğiniz kişilerin seviyesinden maalesef ki kurtulamıyorsunuz ve anlamda veremiyorum. Karaman için çalışmak sadece ağızdan oluyor. Ağzı olan konuşuyor.</p>
<p>Yeter yahu el insaf;</p>
<p>Karaman’da amma çok ağaç varmış kes bitmiyor yoksa bu ağaçlar sonradan dikilen ağaçları ertesi gün hemen mi kesiyorlar nedir bunun konusu da bitmiyor ağaçta bitmiyor.</p>
<p>İyi ki bir ağacınız varmış ormanlarımız yanarken sizin 2 çelimsiz ,böcek tutan yapışkanlı osur aklı ağaçlara verdiğiniz öneme bakın. Önemsiz bir konu demiyorum ama bu kadar üzerinde durmanıza yadırgıyorum binlerce dönüm ağaçlarımız yanmış binlerce ağacımız yanmış bu ağaçları kendi çıkarları doğrultusunda kullananlar yok mu sizler evet siyasi çıkar uğruna ağacı bile kendi çıkarları için kullanan sizler ömründe bir kez bile ağaç dikmeyenler ağacın lafını eder oldunuz bahçenizde kaç dikili ağacınız var ki ağaç hesabı yapar oldunuz _?</p>
<p>Bırakın bunları ; Isıtıp ısıtıp yemek(ten) gına geldi yeter.</p>
<p>Biz taze pişmiş daha doğrusu bahçede duran o taze meyveleri konuları konuşalım konuşulmamış o kadar çok konu varken herkes tutturmuş ağaç ağaç belediye hem ağaç söküyor hem(de) dikiyor reklam amaçlıda dikse benim gözümde ağaç sökülmüş ve dikilmiştir karaman’ın geleceği açısından önemlidir .. Kim ister ki evinin apartmanının balkonuna kadar uzanmış dallarıyla evin içerisine girecek kadar büyümüş o ağaç ki size zarar versin ağacın yeri dağlardır .. Şehirlerdeki ağaçlar sadece görsellik verir gölgelenmek içindir kimse o şehir içindeki ağaçlardan medet yağmurları beklemesin sizin kara dağınızda sizin hacı baba dağında kıraç ovalarınızda ağaç bile yokken şehirde ağaç olmuş yâda olmamış neye yarar ..</p>
<p>Eğer tartışılması gereken nokta varsa budur dağlarımızdaki ağaçlar(dır) olmayan ağaçlarımız yâda . Karadağ’daki her yıl bilinçli bir şekilde yakılan ormanlarımız.</p>
<p>Lütfen eleştiri yapmaya başlarken önce kendinizden başlayın.. Karaman’da şu var yolda yürürken birisi size çelme takması bu karamanın her alanında yaşanıyor siyasi .ticari ,sosyal galiba başka birisi kendi önüne geçsin istemiyor ;</p>
<p>Kim proje üretti ki karaman için gözle görülür sizler mi hayır ; Sizler ancak laf salatalarıyla bir şeyler yaptınız .. Salatanıza zeytinyağı döküp yedirdiniz..</p>
<p>Artık yeter ;</p>
<p>Ben yemek istemiyorum ben icraat görmek istiyorum toplumun siyasi ,sosyal bütün alanlarıyla görmek istiyorum lafla olmuyor icraat yapalım karaman !!!</p>
<p>Birilerine laf atarak çamur atarak bir yerlere varılmayacağını öğrenin artık ;</p>
<p>Artık yeter ;</p>
<p>Mademki ağaç heveslisiniz Birilerine laf atarak çamur atarak bir yerlere varılmayacağını öğrenin artık ;</p>
<p>Not : Mademki ağaç heveslisiniz size bir ihbar yapacağım mademki ağaçlar söküldükten sonra konuşanlar ağaç sökülmeden iş yapsınlar icraat yapsınlar testi kırılmadan önce önlemini alsınlar ;</p>
<p>1.İstasyon Caddesinde Tren Garı önündeki kavşak belediye tarafından yapılandırılıyor orada kaldırım içerisinde kalan şimdi yolun ortasında kalan ağacı yakında sökecekler belediye sökmeden siz gidin ağaca kendinizi zincirleyin ( ki ) belediye sökmesin …</p>
<p>O ağaç sevdalılarını sahneye davet ediyorum …</p>
<p>‘’Ağzı olan konuşuyorsa ,sütten ağzı yanıyorsa ,önce sütü pişirsin sonra yoğurdunu yapsın&#8230;’’</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/yeter-yahu-el-insaf.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ormanlarımız “Dün” Yandı, “Bugün” de Yanıyor, Ve “Yarın da” Yansın mı ?</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/ormanlarimiz-dun-yandi-bugun-de-yaniyor-ve-yarin-da-yansin-mi.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/ormanlarimiz-dun-yandi-bugun-de-yaniyor-ve-yarin-da-yansin-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 16:51:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bünyamin KATIRCI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1923</guid>
		<description><![CDATA[TEMA Vakfı, Antalya’da yaşanan ve günlerdir devam eden büyük orman yangınından alınması gereken önemli yaşamsal deneyimler olduğunu değerlendirmektedir. Türkiye’de, orman yangınları dün de çıkmıştır, bugün de çıkmaktadır, yarın da çıkabilecektir. Sorun, orman yangınlarının çıkması değildir. Sorun temelde, yangınların neden çıktığına, şiddetlendiğine ve yayılabildiğine doğru açıklamaların getirilerek, orman yangınlarının en aza indirilmesidir.
·     Ormanların yapısal özellikleri,
·     İklim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, Antalya’da yaşanan ve günlerdir devam eden büyük orman yangınından alınması gereken önemli yaşamsal deneyimler olduğunu değerlendirmektedir. Türkiye’de, orman yangınları dün de çıkmıştır, bugün de çıkmaktadır, yarın da çıkabilecektir. Sorun, orman yangınlarının çıkması değildir. Sorun temelde, yangınların neden çıktığına, şiddetlendiğine ve yayılabildiğine doğru açıklamaların getirilerek, orman yangınlarının en aza indirilmesidir.<br />
·     Ormanların yapısal özellikleri,<br />
·     İklim koşulları,<br />
·     Orman-halk ilişkilerinin niteliği,<br />
·     Ormancılık politikaları,<br />
·     Ormancılık uygulamaları ve Yürütülen orman yangınlarıyla “mücadele” stratejileri orman yangınlarının çıkma olasılıklarını arttırmaktadır.<br />
Çünkü;<br />
·     Küresel iklim değişikliği, kuraklık ve meteorolojik koşulların orman yangınları riskini arttırdığı ve önümüzdeki günlerde de bu riskin artış yönünde olacağı açıktır.<span id="more-1923"></span><br />
·     Türkiye, yangın açısından riskli Akdeniz ülkelerinden biridir. Özellikle Akdeniz ve Ege sahillerinden İstanbul’a kadar uzanan kıyı bandı orman yangınları açısından en riskli bölgedir. 12 milyon hektar  büyüklüğündeki bu alan, ülke ormanlarımızın % 58’ine karşılık gelmektedir.<br />
·     Ormanlarımızın % 45,4’ünü oluşturan toplam 96 milyon dönüm, en kolay yanabilen kızılçam ve karaçam ormanlarıdır.<br />
·     Ormanların yaklaşık 45 milyon dönümünü, yanıcı madde birikiminin, dolayısıyla yangın çıkma olasılığının en yüksek düzeyde olduğu 30-40 yaşlarına ulaşmış, yeni yetiştirilmiş ormanlar oluşturmaktadır.<br />
·     Ormanların içinde ve bitişiğinde yerleşik 16 bin dolayındaki köyde yaşayan 7-8 milyon köylü yurttaşımız tarım ve hayvancılık etkinliklerini çevrelerindeki ormanlarda ya da yakınında gerçekleştirmektedir.<br />
Çözüm;<br />
·    Daha anlamlı, ayrıntılı ve sürekli veritabanı oluşturulmalı, araştırmalar yapılmalıdır !<br />
·    Yönetsel yapı yenilenmeli; personel ve araç-gereç donanımı iyileştirilmelidir! Orman yangını çıkma olasılığını azaltabilecek ormancılık uygulamalarına ağırlık verilmelidir !<br />
·    Yurttaşlarımız, ormancılığımızla barıştırılmalıdır !<br />
Antalya yangınında da görüldüğü üzere başta Orman Teşkilatı Çalışanları ve Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Valilik, Belediye, İtfaiye Teşkilatları, Sivil Savunma, bölge halkı canla başla orman ve tarım alanlarında çıkan yangınları söndürmek için canı pahasına mücadele etmektedir. TEMA Vakfı, bu mücadelede yer alan herkese şükran duymakta ve kutlamaktadır.<br />
Ülkemizde son yıllarda sivil toplum kuruluşlarının da katkısıyla başta ormanlarımız olmak üzere doğal varlıkların korunmasına ilişkin bilinç ve duyarlılık artmaktadır. Bu bilinç ve duyarlılık çerçevesinde devlet ve millet el ele gerçekleştirilecek bilimsel ve teknolojik destekli mücadele orman yangınlarının ve oluşabilecek zararın en aza indirgenmesini sağlayacaktır. Unutmayalım, asla ve asla orman yan yana gelmiş ağaç topluluğu değildir. Orman toprağı, suyu korur, binlerce canlıya ev sahipliği yapar, karbon emisyonunu azaltır, soluduğumuz oksijenin büyük bölümünü üretir, zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Ülkemiz ormanlarının % 93’ü doğaldır. Avrupa Birliği’nde bu rakam sadece % 1’dir.  Ve insan eliyle oluşturulan hiçbir orman, asla doğal olanın yerini tutamaz. Tüm vatandaşlarımızdan ormanlarımız konusunda gösterdikleri duyarlılığı sürdürmelerini bekliyoruz.</p>
<p>Karaman Tema Vakfı</p>
<p><a href="http://www.karamantema.com"  target="_blank" onmouseup="javascript:mengTracker('post',this.href,1);">karamantema.com</a></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/ormanlarimiz-dun-yandi-bugun-de-yaniyor-ve-yarin-da-yansin-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>14.Ermenek Taşeli,Kültür Sanat ve Sıla Festivali</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/14ermenek-taselikultur-sanat-ve-sila-festivali-2.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/14ermenek-taselikultur-sanat-ve-sila-festivali-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2008 08:59:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bünyamin KATIRCI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1922</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl 8-9 Ağustos 2008 tarihlerinde 14. düzenlenecek olan Ermenek Taşeli Kültür Sanat ve Sıla Festivali için hazırlık çalışmaları devam ediyor.
Daha önceki yıl yani 13. Sıla festivalinde 15-16 Agustos olarak belirlenen Sıla Festivali Milli Piyangonun 9 Ağustos çekilişinden dolayı 8-9 Ağustosa ayarlanmıştı. Ama ne yazık ki yinede Milli Piyango çekilişi Festivale ayarlanamadı. Biz de buradan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="../wp-content/festivalermenek-150x150.jpg" alt="http://www.blog.karaman.org/wp-content/festivalermenek-150x150.jpg" />Bu yıl 8-9 Ağustos 2008 tarihlerinde 14. düzenlenecek olan Ermenek Taşeli Kültür Sanat ve Sıla Festivali için hazırlık çalışmaları devam ediyor.<br />
Daha önceki yıl yani 13. Sıla festivalinde 15-16 Agustos olarak belirlenen Sıla Festivali Milli Piyangonun 9 Ağustos çekilişinden dolayı 8-9 Ağustosa ayarlanmıştı. Ama ne yazık ki yinede Milli Piyango çekilişi Festivale ayarlanamadı. Biz de buradan daha önce belirtmiş olduğumuz 15-16 Ağustos tarihi için tüm hemşehrilerimizden özür dileriz.<br />
Festival  <span style="color: #ff0000;"><strong>8-9 Ağusyos 2008</strong></span> tarihlerinde yapılacaktır.Tüm hemşehrilerimiz Sıla Festivaline bekliyoruz.</p>
<p>Festival Proğramı</p>
<p><span id="more-1922"></span><br />
8 AĞUSTOS 2008 CUMA (1. GÜN)</p>
<p>09:00        Mehter Takımı Gösterileri</p>
<p>( Hükümet Meydanı)</p>
<p>09:30        Festival Yürüyüşü</p>
<p>(Tekke Parkı-Hükümet Meydanı arası)</p>
<p>10:00        Program</p>
<p>Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı</p>
<p>(Hükümet Meydanı)</p>
<p>10:05        Protokol Konuşmaları</p>
<p>11:00        Ahmet-Nezahat KELEŞOĞLU Caminin  Açılışı</p>
<p>(Seyran Mahallesi)</p>
<p>13:45        Panayır Açılışı ve Gezi</p>
<p>(Yöresel yemeklerimiz- ürünlerimiz-el sanatlarımız)</p>
<p>16:00        Ermenek Hasan Kalan Anadolu Lisesi</p>
<p>Yurt Binası  Temel Atma töreni</p>
<p>(Seyran mahallesi-Kuruseki Mevkii)</p>
<p>17:30       AB- DPT-Ermenek Belediyesi İşbirliği ile Gerçekleştirilen</p>
<p>2 adet Atık Suyun Etkin Yönetimi Arıtımı ve Yeniden</p>
<p>Kullanımı Projesi Tesislerinin açılışı.</p>
<p>(Ermenek Selçuklu Otel Bahçesi)</p>
<p>18:30        Atıcılık Yarışması</p>
<p>(Yassıkaya Mevkii)</p>
<p>20:30        Konser ve havai Fişek Gösterisi</p>
<p>Nuray HAFİFTAŞ-Bilal ERCAN Sunumuyla</p>
<p>Kanal A Tv.’de  “ÇİFTE YÜREK”  Programı (canlı  yayın)</p>
<p>(Ermenek şehir Stadı)</p>
<p>9 AĞUSTOS 2008 CUMARTESİ (2. GÜN)</p>
<p>10:00        Sünnet Şöleni- Sünnet Yemeği</p>
<p>(Hükümet Meydanı)</p>
<p>20:30        Konser ve havai Fişek Gösterisi</p>
<p>Sanatçılar:</p>
<p>Pınar ALTINOK</p>
<p>Selami ŞAHİN</p>
<p>(Ermenek şehir Stadı)</p>
<p>Reşit KESKİN                             Uğur SÖZKESEN                               Ali YILMAZ</p>
<p>ERÇEV Başkanı                  Ermenek  Belediye Başkanı                 Ermenek Kaymakamı</p>
<p>Mehmet AYDOĞDU/Ankara Ermenekliler Dern. Başk.</p>
<p>Halit BARDAKÇI/     Konya Ermenekliler Dern. Başk.</p>
<p>İsmail SEMERCİ/        Mersin Ermenekliler Dern. Başk.</p>
<p>Mustafa ŞİMŞEK/      Karaman Ermenekliler Dern. Başk.</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/14ermenek-taselikultur-sanat-ve-sila-festivali-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>AVRUPA HAYRANLIĞIMIZ</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/avrupa-hayranligimiz.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/avrupa-hayranligimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2008 08:50:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İsmail DETSELİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1921</guid>
		<description><![CDATA[AVRUPA HAYRANLIĞIMIZ
Bizler manen çökmüş ve kokuşmuş olan şu Avrupa ya gerek fert olarak gerekse idareciler olarak ne kadarda çok hayranmışız meğer.
Bundan 4–5 sene kadar önce Konyamız da bir kule yapılıyordu. Bu kulenin adını belirlemek için sanrım bir kamuoyu yoklaması da yapılmıştı da adının Selçuklu kulesi olmasında hem fikir olmuştu Konyalılar. Hem de çok iyi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AVRUPA HAYRANLIĞIMIZ<br />
Bizler manen çökmüş ve kokuşmuş olan şu Avrupa ya gerek fert olarak gerekse idareciler olarak ne kadarda çok hayranmışız meğer.<br />
Bundan 4–5 sene kadar önce Konyamız da bir kule yapılıyordu. Bu kulenin adını belirlemek için sanrım bir kamuoyu yoklaması da yapılmıştı da adının Selçuklu kulesi olmasında hem fikir olmuştu Konyalılar. Hem de çok iyi bir isim geçmişimize yakışan bir isim geçmişimizi unutmamak ve neslimize her an hatırlatmak için çok yerinde bir karardı.<span id="more-1921"></span><br />
Zaten Konya mız da öyle fazla gökdelen fazla bir kule filanda yoktu sağ olsun zamanın Büyükşehir belediye başkanı Sayın Mustafa Özkafa Bey giderayak böyle bir eseri Konya mıza kazandırıvermişti.<br />
Peki, şimdi ne oldu kuleye diyeceksiniz tabi? Bunları duyar gibiyim nemi oldu bakınız geçenlerde nalçacıdan yani o kulenin bulunduğu yerden geçiyordum. Aracın içersinden bir şey dikkatimi çekti kuleyi işaretleyen bir yüksek direk üzerinde bir tabela.<br />
Kule site. Altında yine bir isim. Kule plaza bunlar ne demek Allah aşkına hangi sivri akıllı yine bu kuleye bu ismi verdi bilmiyorum. Geçmişinden bu kadar ürken başka milletlerin örfüne âdetine ve deyimlerine âşık olan bir millet bilmiyorum var mı dır.<br />
Yazılarımda defalarca da yazdım bunları gençlerimizin giydiği tişörtten yediği yemek isimlerinden birbirleri ile konuşmalarından tarzanca hatta anlamını bile bilmeyerek. Okey Gudbay Gudmorgın tenkyu bay bay mersi b.ku gibi Fransızcamı İngiliz cemi Almancamı tarzanca mı ne idüğü belirsiz. Bu tür yabancı isim koymalar karaman oğlu Mehmet beyin kemiklerini sızlatıyordur sanırım. İnsan bazı kendini başka bir ülkede başka bir dünyada zannediyor o gençlerimizin kılık kıyafetleri de bir ayrı rezillik saçlarına sakallarına suratlarına yaptırdıkları figürler insanı ürpertiyor. Eğer elli sene önce böyle sokakta dolaşan insanlar olsaydı. Atalarımız hepsini layık oldukları yere sürgün ederlerdi.<br />
Biz yine konuya gelelim kule site adını kulanlar veya ismi okuyanlar bunun ne manaya geldiğini acaba biliyorlar mı? Kule site sanırım anlamsız bir manadan ibaret kule şehir mi oluyor acaba kule plaza bence bunda da büyük bir yanlışlık var çünkü plaza yatay olarak genişleyen işyerleri demek sanırım oysa bu yükselerek büyüyen bir işyerleri olduğuna göre plaza imside pek uygun değil.<br />
Şimdi acaba bu isim değişikliğinde kimi suçlayalım. Büyükşehir belediyesini mi? İttifak holdingimi? Yoksa kuledeki işyerlerini satın alan mal sahibi olan Konyalı zenginlerimi? Buna birileri bir açıklık getirsin ne olur.<br />
Yapmayın beyler etmeyin Konyalılar bize dilimize örfümüze âdetimize dinimize geçmişimize sahip çıkmaz isek kim sahip çıkar acaba bir derin nefes alıp düşünün.<br />
Avrupa da akrabalarımız dostlarımız var hepimizin gelip gidenlere bir sorun Allah aşkına Türk firmalarında ve sahibi Türk olan işyerlerinden başka bir tane Avrupalı Asyalı Afrikalı acaba Türkçe bir isim koyar mı işyerine koymaz hatta bizi çokları bilmez bile. Ne zaman bilirlerdi bizleri o ismini dahi anmaktan gurur duyacağımız yerde gocunduğumuz ceddimiz zamanın da Türk ve Osmanlı Selçuklu iyi bilinirdi bizler neyin peşindeyiz Avrupalının gâvurun adıyla açtığımız işyerleri isimleri ile bir şey mi yaptığımızı zannediyoruz ancak gâvurlara prim verip onları yüceltiyoruz. Sanmayın ki yabancı isim verdiğimiz zaman bizlere müşteri daha çok gelecek tam tersi adam Türkiye ye gezmeye geliyorsa Türk isimleri olan eski ata yadigârı olan kullandığımız eşyaları tarihi kalıntıları şaheser dediğimiz camilerimizi çeşmelerimizi saraylarımızı daha çok görmek ve o mekânda oturup çay içip yemek yemek ister. Ben buradan ilgilere sesleniyor kamuoyunu da uyarmak istiyorum bu kulenin adı Selçuklu kulesidir ve öylede devam etmelidir.<br />
Şairin dediği gibi sahipsiz vatanın batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. Bizler bilhassa şu birlik beraberliğe vatanımızın çevresini ve içini sarmış bunca gafil ve düşmanlıkların yaşanmakta olduğu içte ve dışta birçok düşmanımızın ağzından salyalar akıtarak ülkenin birlik ve bütünlüne göz diktiği günümüzde. Birbirimizi daha çok sevmeye ve saymaya örf ve adetlerimize sahip çıkmaya Türkçeyi konuşmaya yazmaya hatta güzel dilimizi daha dikkatli kullanmaya itina göstermemizi istiyorum.  Buda zaten Türk olmamızın bir gereğidir. Ha yabancı dilleri öğrenmeyelim mi tabiî ki öğrenelim hem de iyi öğrenelim ama yarım yamalak öğrenip te çoluk çocuğumuza da kötü örnek olmayalım.<br />
İstanbul da bir arkadaşım vardı bu turistlere yarım yamalak İstanbul u anlatarak geçimini sağlayan o öyle derdi İsmail bir şeyi iyi öğrenip iyi yapacaksın bizimkisi tarzanca olduğundan ne ona bir şey anlatabiliyoruz nede onu iyi anlayabiliyoruz. Adam bize üç beş kuruş ücret öderken vallahi acıdığından sadaka veriri gibi veriyor bizde bu parayı alırken utanıyoruz derdi. Derdi. Her yaptığımız öğrendiğimiz işi iyi öğrenip iyi yapalım aldığımız ücreti te karnımızı kayşa kaşıya yiyelim. Bu cennet ülkemizi çok sevelim ülkemizi maddiyat karşılığı değil bizim vatanımız ana yurdumuz diye canımız pahasına sevelim. Saygılarımla <br />
<!--[if gte mso 9]><xml> <w :WordDocument> </w><w :View>Normal</w> <w :Zoom>0</w> <w :HyphenationZone>21</w> <w :PunctuationKerning /> <w :ValidateAgainstSchemas /> <w :SaveIfXMLInvalid>false</w> <w :IgnoreMixedContent>false</w> <w :AlwaysShowPlaceholderText>false</w> <w :Compatibility> <w :BreakWrappedTables /> <w :SnapToGridInCell /> <w :WrapTextWithPunct /> <w :UseAsianBreakRules /> <w :DontGrowAutofit /> </w> <w :BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w> </xml>< ![endif] >< ! [if gte mso 9]><xml> <w :LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w> </xml>< ![endif] > < ! [if gte mso 10]></p>
<style>
 /* Style Definitions */
 table.MsoNormalTable
	{mso-style-name:"Normal Tablo";
	mso-tstyle-rowband-size:0;
	mso-tstyle-colband-size:0;
	mso-style-noshow:yes;
	mso-style-parent:"";
	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
	mso-para-margin:0cm;
	mso-para-margin-bottom:.0001pt;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:10.0pt;
	font-family:"Times New Roman";
	mso-ansi-language:#0400;
	mso-fareast-language:#0400;
	mso-bidi-language:#0400;}
</style>
<p>< ![endif] ></p>
<p class="MsoNormal"><strong>AVRUPA HAYRANLIĞIMIZ</strong></p>
<p class="MsoNormal">Bizler manen çökmüş ve kokuşmuş olan şu Avrupa ya gerek fert olarak gerekse idareciler olarak ne kadarda çok hayranmışız meğer.</p>
<p class="MsoNormal">Bundan 4-5 sene kadar önce Konya’mız da bir kule yapılıyordu. Bu kulenin adını belirlemek için sanrım bir kamuoyu yoklaması da yapılmıştı da adının <strong>Selçuklu kulesi </strong>olmasında hem fikir olmuştu Konyalılar. Hem de çok iyi bir isim geçmişimize yakışan bir isim geçmişimizi unutmamak ve neslimize her an hatırlatmak için çok yerinde bir karardı.<!--more--></p>
<p class="MsoNormal">Zaten Konya mız da öyle fazla gökdelen fazla bir kule filanda yoktu sağ olsun zamanın Büyükşehir belediye başkanı Sayın Mustafa Özkafa Bey giderayak böyle bir eseri Konya mıza kazandırıvermişti.</p>
<p class="MsoNormal">Peki, şimdi ne oldu kuleye diyeceksiniz tabi? Bunları duyar gibiyim nemi oldu bakınız geçenlerde nalçacıdan yani o kulenin bulunduğu yerden geçiyordum. Aracın içersinden bir şey dikkatimi çekti kuleyi işaretleyen bir yüksek direk üzerinde bir tabela.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Kule site.</strong> Altında yine bir isim.<strong> Kule plaza </strong>bunlar ne demek Allah aşkına hangi sivri akıllı yine bu kuleye bu ismi verdi bilmiyorum.geçmişinden bu kadar ürken başka milletlerin örfüne adetine ve deyimlerine aşık olan bir millet bilmiyorum var mı dır.</p>
<p class="MsoNormal">Yazılarımda defalarca da yazdım bunları gençlerimizin giydiği tişörtten yediği yemek isimlerinden birbirleri ile konuşmalarından tarzanca hatta anlamını bile bilmeyerek. <strong>Okey Gudbay Gudmorgın tenkyu bay bay mersi b.ku gibi Fransızcamı İngiliz cemi Almancamı tarzanca mı ne idüğü belirsiz</strong>. Bu tür yabancı isim koymalar karaman oğlu Mehmet beyin kemiklerini sızlatıyordur sanırım. İnsan bazı kendini başka bir ülkede başka bir dünyada zannediyor o gençlerimizin kılık kıyafetleri de bir ayrı rezillik saçlarına sakallarına suratlarına yaptırdıkları figürler insanı ürpertiyor. Eğer elli sene önce böyle sokakta dolaşan insanlar olsaydı. Atalarımız hepsini layık oldukları yere sürgün ederlerdi.<strong></strong></p>
<p class="MsoNormal">Biz yine konuya gelelim <strong>kule site</strong> adını kulanlar veya ismi okuyanlar bunun ne manaya geldiğini acaba biliyorlar mı? Kule site sanırım anlamsız bir manadan ibaret kule şehir mi oluyor acaba kule plaza bence bunda da büyük bir yanlışlık var çünkü plaza yatay olarak genişleyen işyerleri demek sanırım oysa bu yükselerek büyüyen bir işyerleri olduğuna göre plaza imside pek uygun değil.</p>
<p class="MsoNormal">Şimdi acaba bu isim değişikliğinde kimi suçlayalım. Büyükşehir belediyesini mi? İttifak holdingimi? Yoksa kuledeki işyerlerini satın alan mal sahibi olan Konyalı zenginlerimi? Buna birileri bir açıklık getirsin ne olur.</p>
<p class="MsoNormal">Yapmayın beyler etmeyin Konyalılar bize dilimize örfümüze âdetimize dinimize geçmişimize sahip çıkmaz isek kim sahip çıkar acaba bir derin nefes alıp düşünün.</p>
<p class="MsoNormal">Avrupa da akrabalarımız dostlarımız var hepimizin gelip gidenlere bir sorun Allah aşkına Türk firmalarında ve sahibi Türk olan işyerlerinden başka bir tane Avrupalı Asyalı Afrikalı acaba Türkçe bir isim koyar mı işyerine koymaz hatta bizi çokları bilmez bile. Ne zaman bilirlerdi bizleri o ismini dahi anmaktan gurur duyacağımız yerde gocunduğumuz ceddimiz zamanın da Türk ve Osmanlı Selçuklu iyi bilinirdi bizler neyin peşindeyiz Avrupalının gavurun adıyla açtığımız işyerleri isimleri ile bir şey mi yaptığımızı zannediyoruz ancak gavurlara prim verip onları yüceltiyoruz. Sanmayın ki yabancı isim verdiğimiz zaman bizlere müşteri daha çok gelecek tam tersi adam Türkiye ye gezmeye geliyorsa Türk isimleri olan eski ata yadigarı olan kullandığımız eşyaları tarihi kalıntıları şaheser dediğimiz camilerimizi çeşmelerimizi saraylarımızı daha çok görmek ve o mekanda oturup çay içip yemek yemek ister. Ben buradan ilgilere sesleniyor kamuoyunu da uyarmak istiyorum bu kulenin adı Selçuklu kulesidir ve öylede devam etmelidir.</p>
<p class="MsoNormal">Şairin dediği gibi <strong>sahipsiz vatanın batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. </strong>Bizler bilhassa şu birlik beraberliğe vatanımızın çevresini ve içini sarmış bunca gafil ve düşmanlıkların yaşanmakta olduğu içte ve dışta birçok düşmanımızın ağzından salyalar akıtarak ülkenin birlik ve bütünlüne göz diktiği günümüzde. Birbirimizi daha çok sevmeye ve saymaya örf ve adetlerimize sahip çıkmaya Türkçeyi konuşmaya yazmaya hatta güzel dilimizi daha dikkatli kullanmaya itina göstermemizi istiyorum.<span> </span>Buda zaten Türk olmamızın bir gereğidir. Ha yabancı dilleri öğrenmeyelim mi tabiî ki öğrenelim hem de iyi öğrenelim ama yarım yamalak öğrenip te çoluk çocuğumuza da kötü örnek olmayalım.</p>
<p class="MsoNormal">İstanbul da bir arkadaşım vardı bu turistlere yarım yamalak İstanbul u anlatarak geçimini sağlayan o öyle derdi İsmail bir şeyi iyi öğrenip iyi yapacaksın bizimkisi tarzanca olduğundan ne ona bir şey anlatabiliyoruz nede onu iyi anlayabiliyoruz. Adam bize üç beş kuruş ücret öderken vallahi acıdığından sadaka veriri gibi veriyor bizde bu parayı alırken utanıyoruz derdi. Derdi. Her yaptığımız öğrendiğimiz işi iyi öğrenip iyi yapalım aldığımız ücreti te karnımızı kayşa kaşıya yiyelim. Bu cennet ülkemizi çok sevelim ülkemizi maddiyat karşılığı değil bizim vatanımız ana yurdumuz diye canımız pahasına sevelim.</p>
<p class="MsoNormal">Saygılarımla <span> </span></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong></strong>< --></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/avrupa-hayranligimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;nın göbeğinde Kandil Dağı mı var!</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/ankaranin-gobeginde-kandil-dagi-mi-var.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/ankaranin-gobeginde-kandil-dagi-mi-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2008 08:49:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Emine GÖÇER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1920</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217;nın göbeğinde Kandil Dağı mı var!
Üç gündür bekliyorum, büyük medyadan birisi sesini çıkaracak
mı diye.
Tıs yok.
Çıt yok.
Bırakın medyayı, yargıdan ses yok, Türkiye&#8217;yi yönetenlerden ses
yok.
Hafta sonunda televizyonlardan DTP&#8217;nin &#8220;Güvencinlerin iş başına
getirildiği&#8221; kongresini izledim.
İzlemez olaydım.
Kongre tam bir PKK kongresiydi.
Kandil dağında yapılsaydı, bundan farklı, bundan öte yapılamazdı.
Abdullah Öcalan ve Murat Karayılan&#8217;ın kardeşleri kongre salonunda
kendilerine ayrılan özel bir bölümde oturdular. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;nın göbeğinde Kandil Dağı mı var!</p>
<p>Üç gündür bekliyorum, büyük medyadan birisi sesini çıkaracak<br />
mı diye.<br />
Tıs yok.<br />
Çıt yok.<br />
Bırakın medyayı, yargıdan ses yok, Türkiye&#8217;yi yönetenlerden ses<br />
yok.<br />
Hafta sonunda televizyonlardan DTP&#8217;nin &#8220;Güvencinlerin iş başına<br />
getirildiği&#8221; kongresini izledim.<br />
İzlemez olaydım.<span id="more-1920"></span><br />
Kongre tam bir PKK kongresiydi.<br />
Kandil dağında yapılsaydı, bundan farklı, bundan öte yapılamazdı.<br />
Abdullah Öcalan ve Murat Karayılan&#8217;ın kardeşleri kongre salonunda<br />
kendilerine ayrılan özel bir bölümde oturdular. Parti önderliğini<br />
temsilen.<br />
Dört bir yanda Öcalan posterleri, PKK&#8217;nın askeri ve siyasi<br />
kanatlarının afişleri vardı.<br />
20 bin kişi &#8216;Öcalan&#8217;a özgürlük&#8217; diye bağırdı.<br />
Ve daha vahimi, çok daha vahimi DTP Kongresi boyunca çalınan,<br />
salondakilerin halay çektiği, bir dakika bile susmayan bir<br />
&#8220;Türküydü&#8221;<br />
İşte bu türkü kanımı dondurdu.<br />
Türkünün adı &#8220;Oramar türküsü&#8221;<br />
Öyle herhangi bir türkü değil.<br />
Yeni bir türkü.<br />
Türküyü yazan kim biliyor musunuz?<br />
Dağlıca Baskını&#8217;nı düzenleyen teröristler.<br />
DTP Kongresi boyunca çalınan bu türkü bir Dağlıca baskını<br />
güzellemesi.<br />
Kendilerince baskını anlatıyorlar. Gerilla dedikleri teröristlerin<br />
Dağlıca&#8217;ya nasıl geldiğini, Türk askerini nasıl vurduğunu,<br />
silahların nasıl konuştuğunu, askerlerimizin nasıl çaresiz<br />
kaldığını anlatan ve Dağlıca Baskını&#8217;nı yapan teröristlerin<br />
övüldüğü, Dağlıca Baskını&#8217;nı kutsayan bir türkü.<br />
Ve bu &#8220;Terör türküsü&#8221; DTP Kongresi boyunca fon müziği olarak<br />
durmaksızın çalındı.<br />
Ve üç gündür bekliyorum, kimseden ses seda çıkmadı.<br />
Bırakın gazeteleri, savcılardan bile çıt çıkmadı.<br />
Sadece basın savcılığı, basın suçları açısından bir inceleme<br />
başlatmış.<br />
Teröre methiye düzülüyor, Dağlıca Baskını&#8217;nı yapan teröristler<br />
övülüyor ve kimsenin kılı kıpırdamıyor!<br />
Niye?<br />
Ben bilmiyorum.<br />
Kimse çıkıp da &#8220;DTP legal bir parti&#8221; demesin.<br />
Legal partilerin terörü övme, kutsama hakkı olamaz.<br />
İşçi Partisi&#8217;ne terör suçlaması yapılıyor, DTP ise terör<br />
türküleri çalıyor.<br />
İş mi bu!<br />
Ve bütün bunlar Ankara&#8217;nın göbeğinde oluyor.<br />
Ankara&#8217;da bir spor salonu Kandil Dağı&#8217;na çevriliyor.<br />
Tınan yok.<br />
Terör türküleri, Öcalan posterleri Ankara&#8217;nın göbeğinde.<br />
Öcalan&#8217;ı Türkiye&#8217;ye getiren Albay ve İmralı&#8217;nın bağlı olduğu<br />
orgeneral hapiste.<br />
Bunlar birbiriyle doğrudan bağlantılı gelişmelerdir diyemem ama<br />
ilgi çekici bir durum olduğu net bir şekilde ortadadır.<br />
Türkiye&#8217;nin içinde bulunduğu süreci ve gideceği yönü de<br />
anlamamızda yardımcı olan bir tespittir.<br />
Türkiye&#8217;yi yönetenler, Türkiye&#8217;nin geleceğini şekillendirenler,<br />
ister asker olsun, ister sivil, ister bürokrat olsun ister siyasetçi<br />
bu durumun farkında mıdır onu da bilmiyorum.<br />
Ancak böyle giderse Türkiye önümüzdeki 20 yıl içinde ciddi bir<br />
toprak kaybıyla karşılaşacaktır.<br />
En az ikiye bölünecektir.<br />
Hatta bölünmeden de öte bir durum söz konusudur.<br />
Bugünün &#8220;Terörle mücadele kahramanlarının&#8221; yarın bir gün<br />
&#8220;Savaş suçlusu&#8221; olarak aranması bile ihtimal dahilindedir.<br />
Türkiye şimdiye kadar hiç karşılaşmadığı bir tehditle karşı<br />
karşıyadır.<br />
Ve ne yazık ki, bu tehdidi idrak edebilecek bir &#8220;Dingin kafa&#8221;<br />
Türkiye&#8217;de ortalıkta görünmemektedir.<br />
Bugün Türkiye&#8217;nin sorumlu mevkilerinde oturanlar, tarih önünde bu<br />
hesabı verecektir!</p>
<p>NE ZAMAN ADAM OLURUZ?<br />
Türkiye&#8217;yi yönetebilmenin ilk şartının ortada yönetecek bir<br />
türkiye olması olduğunu unutmadığımız zaman</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/ankaranin-gobeginde-kandil-dagi-mi-var.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ceyranlar gitti..</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/ceyranlar-gitti.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/ceyranlar-gitti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2008 08:29:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bünyamin KATIRCI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1919</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba
Uzun süredir dışarı çıkmamıştım dün kuzenim ( Dayı oğlu ) ile birlikte gezmeye daha doğrusu hava almaya çıkmıştık.. Yolculuğumuz Larende’den başladı ilk önce Makro Market gittik orada yapılan yapay buz pateni kayanları izledik karaman halkı yapılan bu yapay buz pateni sevmiş benimde hoşuma gitmedi değil tabi karaman’ın gerçek buz patenlerine ihtiyacı var aslında ..
Biraz Makro [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba</p>
<p>Uzun süredir dışarı çıkmamıştım dün kuzenim ( Dayı oğlu ) ile birlikte gezmeye daha doğrusu hava almaya çıkmıştık.. Yolculuğumuz Larende’den başladı ilk önce Makro Market gittik orada yapılan yapay buz pateni kayanları izledik karaman halkı yapılan bu yapay buz pateni sevmiş benimde hoşuma gitmedi değil tabi karaman’ın gerçek buz patenlerine ihtiyacı var aslında ..<span id="more-1919"></span></p>
<p>Biraz Makro Market gezdikten sonra fazla oyalanmadan çıktı(k) tam kapıdan ayağımızı atmıştık ki ? Elektrik bir anda gitti 10 sn. geçmeden geri geldi o an bir ürperti oldu ; Yürümeye başladık yavaş yavaş 1.İstasyon Caddesine doğru ilerlemeye başlamıştık ki sadece devriye atan polis aracının ışığından başka sokakta hiçbir ışık yoktu.. Issız ve karanlık bir sokaktan yolumuza devam ederken o bölgenin o mahallenin kesik olduğunu ‘’Valide Sultan ‘’ Mahallesinin gittiğini düşünürken kuzenimle birlikte cep telefonumuzun ışığı ile yolumuzu bulmaya çalışırken karşımızdaki insanlarında cep telefonlarını fener olarak kullandığını gördüm galiba cep telefonu firmaları bunu’da listelerine eklemeleri gerekiyor karanlıkta yol bulmaya yarayan bir ışıldak vazifesi gördüğünü eklesinler bence ..</p>
<p>Sonra 1. istasyon caddesinden ağır adımlar ile yürümeye başladım insanlar balkonlarında karanlık altında çaylarını yudumlar iken bir yandan ise elektiriğin neden gittiği ile ilgili küçükte olsa yorumlar yapıyorlardı ;</p>
<p>İnternet cafe’deki gençler kapının önüne çıkmış elektrik gelmesini beklemeye koyulmuşlar bizde 1.İstasyondan yürümeye devam ederken her yer karanlık sadece araçların farları vurmaya devam ediyor ;</p>
<p>Karaman’ın iyi hizmet verdiğini idda eden cafeler ve işletmelerinin ışıkları sönük jeneratör yok çözümü ise müşterilerin masalarına Çay tablası içerisine yakılmış bitmeye yakın olan o küçük mumlar eşliğinde, yemeklerini hızlıca yiyorlar yemeğimiz bitsede gitsek diye ;</p>
<p>Hayat tıp merkezi ,ışıkları yanıyor ve bir taraftan ise jeneratör çalışmaya devam ediyordu.( Tebrik ediyorum)</p>
<p>Yavaş yavaş yürümeye devam ederken yine aynı manzara müşterilerine ek servis olarak masaya konulan o çare bulunmuş küçük mumlar ile servis yapan karaman esnafı ;</p>
<p>Biraz yürümüştük bu arada konuşurken dayı oğlu ile birlikte elektiriğin neden kesildiği ve sonuçlarını konuşurken dayı oğlu berberde kalanın halini düşünmek gerekiyor dedi’’ bende cevaben onlar makas kullanır bir şey olmaz derken 1. istasyon caddesindeki kuaförde içerideki koltukta elektiriğin gelmesini bekleyen zavallı bir müşteri oturuyordu yarım kalan saç traşını bitmesini beklerken ve kurbanlık koyun gibi beklemeye koyulmuş esnafımız ise kapı önüne geçmiş elektiriğin gelmesi için dua etmeye koyulmuşlar..</p>
<p>Biz yine yürümeye devam ediyoruz yürümeye başladıkça ( Perşembe Girişi , Gazi okulu önü)</p>
<p>Burada’ki cafe işletmecileri diğerlerinden daha zeki olmalı ki hemen araçlarının yönlerini kaldırıma çevirmişler ve müşterilerine sonsuz hizmet ve kalitede hizmet vermeye kaldıkları yerden vermeye devam ediyorlardı(r)..</p>
<p>Türk dili meydanı’na vardığımızda ise aynı manzaralar ;</p>
<p>İsmet Paşa Caddesine yöneldiğimizde ise ( Mecburiyet Caddemiz ) Ne için yürüdüğünü bilmeyen karaman halkı bir uçtan bir uca büyük bir kalabalık ( Kuru kalabalık ) içerisinde yoluna devam ederken ışık onlar için önemli değil tabi fakat esnafımız mum ışığında satışlarını yapma gayreti içerisinde işlerini yürütmeye çalışmaları beni gerçekten duygulandırdı.</p>
<p>İlerlemeye devam ederken dayı oğlu gel dondurma yiyelim dedi ve dondurmacının önüne geldik gelir gelmez abi önümüzü açarmısınız ışık gelemiyor diye müşterilerine telkinde bulunan dondurma satıcısı abimiz bir yandan külahları doldurmaya devam ederken bir yandan ise gelen müşterilere karşıya koymuş olduğu aracın farlarının ışığın tam olarak gelmesi çabası içerisine düşmüş olan bu dondurma satıcısınıda tebrik etmeden geçemeyeceğim hem satış hemde ışığın kontrolünü yapmak gerçekten zor olsa gerek ;</p>
<p>Kısa reklam : ( Ama dondurmaları gerçekten çok nefis tavsiye ederim )</p>
<p>1.İstasyon caddesinden geri eve dönüş yolu koyulduk . 1.İstasyon Aile çay bahçesi bitişiğindeki Düğün Salanunda düğün yarıda kesilmiş olsa gerek hiçbir ses gelmiyor fakat düğün davetlileri hararetli bir şekilde sitemkar ediyorlardı..</p>
<p>Düğün İşletmecileri buldukları bir teyp ile çözüm getirmişler <img src='http://www.blog.karaman.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>2 Saat’den fazla sürdü çarşı merkezindeki incelemelerimiz ve gördüklerimiz ;</p>
<p>Hani olur ya bazen hep birilerini suçlarız ;</p>
<p>Hani her şeyi Devletten beklemeyin diye ;</p>
<p>İnsanın elinden geleni yapmaması ;</p>
<p>Bu sözün ne kadar gerçek olduğunu kanısına vardım her şeyi Devletten bekleyen esnafımız elektrik gelmesi için dua eden o esnafımıza buradan seslenmek istiyorum her şeyi Devletten beklemeyin artık alacağınız küçük bir jeneratör ile dün akşam yaşanan bu aksaklıktan zararsız olarak çıkabilirdiniz ;</p>
<p>Her ne kadar burada hatalı olan Elektrik kurumu olsa da biraz da suçu kendimizde aramalıyız diye düşünüyorum …</p>
<p>Yaşanan bu aksaklığın bir daha yaşanmaması dileğiyle…</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/ceyranlar-gitti.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Değişmeyen Zihniyetler</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/degismeyen-zihniyetler.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/degismeyen-zihniyetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 19:49:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hasan TOPBAŞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1918</guid>
		<description><![CDATA[SÖKÜLEN AĞAÇLAR, KATLEDİLEN TÜRKÇELER VE DEĞİŞ(E)MEYEN ZİHNİYETLER
Artık Karaman’da basın, yayın kurumlarının da şirazeden çıktığına dair en ufak bir şüphem kalmadı. Az biraz sermayesi olan veyahutta üç beş site tasarımı bilgisi olan bazı zevatlar, kurdukları ve kuruldukları köşelerinde, bulabildikleri en yakın klavye veya bilumum kalemlere sarılarak, dönemin belediye başkanına bilemediniz üst düzey bir yöneticiye verip veriştirirler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SÖKÜLEN AĞAÇLAR, KATLEDİLEN TÜRKÇELER VE DEĞİŞ(E)MEYEN ZİHNİYETLER</p>
<p>Artık Karaman’da basın, yayın kurumlarının da şirazeden çıktığına dair en ufak bir şüphem kalmadı. Az biraz sermayesi olan veyahutta üç beş site tasarımı bilgisi olan bazı zevatlar, kurdukları ve kuruldukları köşelerinde, bulabildikleri en yakın klavye veya bilumum kalemlere sarılarak, dönemin belediye başkanına bilemediniz üst düzey bir yöneticiye verip veriştirirler. Çoğu hayalperest bir zihniyetin ürünü bu eleştirilerde, kendilerini Karaman’ın Malkoçoğlusu aday adaylığına layık görürler. Ama fiiliyatları da bir ego tatmininden öteye gidemez…<span id="more-1918"></span></p>
<p>Bunun en tatlı(!) örneğine yine bu şehrin caddelerinde rastlayabilme şansına sahip oldum. Küçük bir kız kardeşimiz vesilesiyle elimize geçen gazeteyi inceledikçe mest olma seviyelerini birer birer aştık.</p>
<p>Gazetenin sahibi, kendini Karaman’ın mesihi(!) gibi gördüğüne emin olduğum bu zat-ı muhterem, bazı mahallelerde ağaç sökümü olarak gördüğü bir hadiseyi, İç Anadolu Bölgesi’nin o muhteşem telaffuzu ile birlikte öylesine hoş bir şekilde manşete taşımış ki, kendimi ister istemez haberin devamını okur bir vaziyette buldum.</p>
<p>İşte size olağanüstü bir habercilik hassasiyetiyle aktarılmış haberden bazı inciler;</p>
<p>“Napıyon sen başkan? Ne diyi milletin parasını çar ve de çur ediyon? Nöğürüyon?” (Bunu ben ekledim, zaten aşağı yukarı aynı yere varıyor).</p>
<p>Biz demek ki yedi yüz otuz bir senedir haybeye mücadele etmişiz… Zavallı Mehmet Bey… Hadi kendinize saygınız yok diyelim, davanıza da mı saygınız kalmadı?</p>
<p>Ya da şöyle diyelim:”Bir bu mu mühim mevzu Karaman’da ?”</p>
<p>Bu ağaçlar söküldü diye mi vekil sayımız ikiye düştü?</p>
<p>Yoksa bu ağaçlar yüzünden mi heba oldu trilyonluk tanıtım? (!)</p>
<p>Zaten belediyenin ve diğer kurumların Karaman’ın istikbali hakkında bariz hatalar yaptığı şu dönemde, körüğü ele alıp koşmanın ne manası var?</p>
<p>Peki değerlerimizin bir bir elimizden gittiğinin farkında mısınız?</p>
<p>Trilyonluk tanıtımlar yatırım olarak dönmüyor…</p>
<p>Ondokuz senedir Konya/Karaman kenesi yakamızı bırakmıyor…</p>
<p>Kaç kere Türkçe Olimpiyatları düzenlendi, Karaman’ın esamisi okunmuyor…</p>
<p>Gençlerimiz en yakın zamanda kaçıp kurtulmanın yoluna bakıyor, beyin göçüğünün ne demek olduğunu bilir misiniz bir kentte?</p>
<p>Kaçmaya niyetli(maalesef) bu kardeşlerimize “Deniz var herhalde” diyerek, yirmi beşinci tercihinde gelen üniversitelilerde eşlik ediyor ama tabii ne önemi var bunun ağaçların yanında?</p>
<p>Daha Karamanoğlu Mehmet Bey’in mezarı bulunamıyor, Hz.Yunus Emre’nin doğum tarihi belirlenemiyor, Eskişehir sahiplenmiş mübareği, bize ne değil mi?</p>
<p>Derbe toprağın altında gün yüzüne çıkmayı, binbir kilise ise kendisini yıkılmaktan kurtaracak birilerini bekliyor, seslerini duyuyor muyuz?</p>
<p>Şehirlerin kendine tarihi eser arayıp, turistleri etkilemeye çalıştıkları yirmi birinci yüzyıl Türkiyesi’nde, Kaleye yapılan vefasızlığı görüyor muyuz yoksa bakıp geçiyor muyuz?</p>
<p>İç Anadolu’nun emsaline nadir rastlanan evlerinden Tartan Evi’ni acaba Karaman’da bile kaç kişi duymuştur? (Daha Aktekke’yi bilmeyenler var hatırlatırım).</p>
<p>Artık kimse “Türkiye’nin en güvenilir şehirlerindeniz” safsatalarına da inanmasın, inanırsanız belki bir gün, kör bir kurşunla bedelini ödeyebilirsiniz…</p>
<p>Önceleri komşu illerden bile işçi getirtilirken, şimdi ne oldu da işsizlik patlak verdi? Neden boşanmalar arttı? Neden psikiyatri bölümüne artık bir doktor yetmiyor? Ama doğru ya, Karaman’da her şey tıkırındadır,”Gülen Gözler” filmi Karaman’a itafen çekilmiştir sanki…</p>
<p>Elalem kayısısını, kirazını, kabağını dahi yurtdışına çatır çatır ihraç ederken biz bırakın elmamızı tanıtmayı, pahalı yemek durumunda bile bırakılmadık mı?</p>
<p>Yılların birikimiyle günümüze kadar gelen ve şimdi de işin içinden çıkamadığımız çarpık kentleşme ve rezalet şehir girişlerine ne diyeceksiniz peki?</p>
<p>Peki bu saydığım incir çekirdeklerini(!) hesaba alan var mı?</p>
<p>Aman boşverin, biz zaten Anadolu kaplanıyız, yükselen bir değeriz, geleceğe hazırlanıyoruz. Trilyonlar şelale misali akıyor şehrime. Tabiatıyla böyle basit, sıradan konulara kafa yormaya lüzum yok. Biz şunu desek yeter de artar bile;</p>
<p>“Nöğürün le başgan, ağaçları ne kesen de? “</p>
<p>Tövbe tövbe…</p>
<p>Hasan TOPBAŞ</p>
<p><a href="mailto:hasan_t@hotmail.com">hasan_t@hotmail.com</a></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/degismeyen-zihniyetler.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yörük obaları</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/yoruk-obalari.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/yoruk-obalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 15:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İsmail DETSELİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1917</guid>
		<description><![CDATA[Yörük obaları
21 Temmuz 2008 Pazartesi
Aslında dağlarda bundan yıllar yıllar önce bir güzellikler vardı; bir kaynaşma, bir sevgi bağı oluşturma, bir samimiyet, bir samimi mal alış verişi, bir misafirperverlik, bir çadır sefası, bir oba kokusu vardı. Şimdi var mı? Yok. Bırak dağlardaki Yörük Obalarını köylüler bile bu davar sürülerini satıp elden çıkarıyorlar. Köyleri ve o dağları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yörük obaları<br />
21 Temmuz 2008 Pazartesi<br />
Aslında dağlarda bundan yıllar yıllar önce bir güzellikler vardı; bir kaynaşma, bir sevgi bağı oluşturma, bir samimiyet, bir samimi mal alış verişi, bir misafirperverlik, bir çadır sefası, bir oba kokusu vardı. Şimdi var mı? Yok. Bırak dağlardaki Yörük Obalarını köylüler bile bu davar sürülerini satıp elden çıkarıyorlar. Köyleri ve o dağları adeta bir heyyule hale getirmişler. Öyle ise bırakın Yörükler bari bu kültürü devam ettirsin.<br />
Bundan elli sene kadar önceleriydi; bizim sadece bir yaylamızdan tam 250 koyun ve keçiden aşağı olmayan tam 15-16 sürü çıkardı dağlara. Bir de 3-4 yaylamızın olduğunu düşünürsek varın siz düşünün o dağların neşesini. Çan sesleri, koyun kuzuların meleme sesleri, kaval sesleri, köpek havlamaları birbirine karışır, dağdaki insanlara huzur verir, asla kimse korku duymazdı, onları kendisine birer hami sayardı.<span id="more-1917"></span><br />
Şimdi dağlarda sürü yok, sığır yok, yaylacı yok… Bir dağa işi düşen adam azıksız kalsa acından ölür gider de kimsenin ruhu duymaz alimallah. Oysa eskiden bir yolcu asla dağda aç ve mağdur olmazdı. Ya bir yaylaya, ya bir ağıla, ya da bir Yörük çadırına sığınır, aç karnını doyurur, dağdaki işi için çobanlardan dağın yiğitlerinden bilgi alır, güven içersinde yaşardı. O dağın yamacında erkeklere taş çıkartırcasına obasına sahip, kocasına sahip, çocuğuna sürüsüne sahip Yörük bacılara selam verip de aç ise karnını doyurmadan, susuz ise bir soğuk ayran içmeden geçmek mümkün müydü? her gelene ikram etmek, onları doyurup işlerine yardımcı olmak o dağların efemsi kadınlarının güzel huyu ve aldığı terbiyedendi.<br />
“Azığı tükenmedik yiğit olmaz” derlerdi atalarımız. Filhakika öyle azık torbanı kaybedersin, mala melale yedirirsin, hepsi de olağan şeylerdi ama ne yaparsın? Şimdi kimseler yok aç öşürsün alimallah ama 40-50 yıl önce bir Yörük çadırına varırsın… Osmanlı Yörük anası hazır yufkanın arasına tereyağını bolca koyar ve biraz da bozbaş ettiği kıl keçi kıymasından sıkma yaptı mı o yolcuya yedi tepe birden aşırırdı. Âşık Kerem’in kuru kafaya dediği gibi: Kafa bu dünyada sende has mıydın / dünya malı için kara pas mıydın /  yedirmez içirmez bir nekes miydin / sofrası meydanda emriydin kafa.<br />
Dağlar garip, bet bereket de kalmamış; ot yok, her yerler kuraklıktan çatır çatır kurumuş. Neden? Kıskançlıktan, çekememezlikten, “dağı davar ve sığır sürüleri besler ve bekler” derdi atalarımız. Ne kadar da doğru imiş. O hayvan otlayacak, Allah rızkını kat kat verecek, o masum hayvanlar yavrusunu besleyecek, organik gübresini dağlara bırakacak, onunla daha fazla ot yetişecek idi. Oysa şimdi sürü yok, gübresi yok, dağlarda bereket yok. Bizler kıskandıkça Allah da yüzümüze göre veriyor. Gelelim yazımızın içersimde bahsettiğimiz Yörüklere… Devlet sıkıyor “dağdan çeki”l diye, köylü sıkıyor “dağdan çekil” diye. Peki, bu adamlar nereye gidecek, arkadaşlar onların geçimi o bereketli dağlardan, bereketli ürünler alıp ülke ekonomisine katkı yapmak çoluk çocuğunun rızkını almaktan. Yaşam sefil de olsa o hayata katlanmak. Bizler için oturduğumuz yerden ahkâm kesmek çok kolay; hani derler ya bekâra avrat boşaması kolay diye, bize de o Yörükler hakkında ahkâm kesmek kolay geliyor. Oysa eskiden benim gibi bunlar ile birebir yaşamış dostluklar kurmuş onların kalbini ruhunu bilen bizler için avrat boşamak Yörük hakkında konuşmak o kadar kolay olmuyor her şeyden önce o dağdaki yaşanan hukuka aykırı geliyor.<br />
Dağlarda çobanlık yaparken daha henüz yaşımız 11-12… Gece dağlarda ıssızlık çöker, kurt ulumaları, köpek havlamaları bile insanı höflendirir-korkutur. Gözümüze uyku girmez, ne yapalım? En yakınımızda sanki evimiz kadar emin ve sıcak bildiğimiz anamız kadar sevgi beslediğimiz bizleri taze ayransız yoğurtsuz yağsız bırakmayan. Hatta ekin işleyen köylülere bile bir çömlek buz gibi ayranı götürüp o sıcağın altında ikram etmesini, yedirmesini bilen canım Yörüklerin çadırına varır sığınırız, dertleşiriz. O akşama kadar davar sağar, ekmek yemek yapar, yoğurt peynir çalar. Bir çocuk kucağında diğeri sırtında çabalayan Yörük ana bize bir dağ çayı kaynatıp ikram etmeden salmaz. Bize dağlardaki korkuyu yendiren ana ve Yörük beyi ile iki saat sohbetin verdiği hazzı düşününce onların bu dağlarda olması gerektiğini artık o taşıdıkları keçilerinin de bu kartlaşmış orman ağaçlarını iki ayaklılar kadar tahrip edemeyeceğini bir defa daha hatırlatmak istedim.<br />
Bir de bizim art niyetli olmayan meslektaşlarımızı bu konuda daha duyarlı ve daha araştırmacı olmaları konusunda biraz daha insafa davet ediyorum ve bir kültürün kaybolmakta olduğunun bilincinde olmalarını rica ediyorum.<br />
Bir Yörük fıkrası aklıma geldi. Yörükler bir yerde iskâna zorlanmışlar zamanında. Çadırın Gelinleri daha evvel dağlardaki sert ve serin havada yaşadıklarından ayaklarının bağladığı nasırları kemik zannederlermiş. Zamanla şehirde iskan olduktan sonra bir temizlik anında ayağındaki nasırı yumuşamış gören gelin diğer geline “ay gız abıla ben bu ayağımdaki sert şeyi kemik zannederdim suyu görünce eriyip gitti” demiş. Bu konuşmaları köşede dinleyen gelinlerin kayınpederi Koca Yörük ertesi gün oğullarını karşısına alır onlara kesin bir emir verip “yarın göçü sarın gidiyoruz” demiş. Oğullar “nereye baba” deyince. “Nasırların bile kemikleştiği o soğuk sulu yaylalara dağlara” deyivermiş.<br />
Bırakın onlar yine o dağları beklesinler ve nasırları kemikleşsin, keçileri çoğalsın, neşeleri yerine gelsin. Bunlarla uğraşılmasın, özgürlüklerini yaşasınlar. Bülbülü altın kafese koymuşlarda illa vatan demiş. Vatanı neresi; çalının başı, gülün dibi. Saygılarımla…</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/yoruk-obalari.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Öss Tercih Robotu - Öss Yerleştirme</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/oss-tercih-robotu-oss-yerlestirme.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/oss-tercih-robotu-oss-yerlestirme.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 08:42:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bünyamin KATIRCI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[Öss Tercih Robotu İçin Resme Tıklayınız..




]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Öss Tercih Robotu İçin Resme <a href="http://www.blog.karaman.org/wp-content/oss-tercih-rehbreri.htm" target="_blank">Tıklayınız..<br />
</a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.blog.karaman.org/wp-content/oss-tercih-rehbreri.htm"  target="_blank" onmouseup="javascript:mengTracker('post',this.href,1);"><img src="../wp-content/tercih-robotu.png" alt="http://www.blog.karaman.org/wp-content/tercih-robotu.png" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/oss-tercih-robotu-oss-yerlestirme.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>“Nein” lerin “Ja” ların İçinde Kaldım Bugün</title>
		<link>http://www.blog.karaman.org/neinlerin-ja-larin-icinde-kaldim-bugun.html</link>
		<comments>http://www.blog.karaman.org/neinlerin-ja-larin-icinde-kaldim-bugun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:05:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hasan Topbas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hasan TOPBAŞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.blog.karaman.org/?p=1908</guid>
		<description><![CDATA[“Nein” lerin “Ja” ların İçinde Kaldım Bugün&#8230;
Bugün, Türkçe’nin ve Türkiye’nin geleceği açısından oldukça kederli bir günü geride bıraktım. Hem de bu kederi Türkçenin başkenti diye övündüğümüz biricik şehrimiz Karaman’da yaşadım.
Evet, işte orada Avrupa’dan Karaman’a tatile geldiğini her haliyle belli eden genç bir kız kardeşimiz muhatabıyla, hayatımda anlamayı hiçbir zaman istemeyeceğim, dünyanın en kaba dillerinden biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Nein” lerin “Ja” ların İçinde Kaldım Bugün&#8230;</p>
<p>Bugün, Türkçe’nin ve Türkiye’nin geleceği açısından oldukça kederli bir günü geride bıraktım. Hem de bu kederi Türkçenin başkenti diye övündüğümüz biricik şehrimiz Karaman’da yaşadım.</p>
<p>Evet, işte orada Avrupa’dan Karaman’a tatile geldiğini her haliyle belli eden genç bir kız kardeşimiz muhatabıyla, hayatımda anlamayı hiçbir zaman istemeyeceğim, dünyanın en kaba dillerinden biri olan bir lisanla (galiba hangisi olduğunu anladınız) konuşuyor, işine geldiği yerde ise Türkçeye sert bir geçiş yapıyordu…<span id="more-1908"></span></p>
<p>Öbür köşede ise yine gurbetten geldiği intibaını veren bir ağabeyimiz çocuğuna gayet neşeli ve bir o kadar da pervasızca bir tavırla “hadi kızım amcana daak dedin mi ?” diye soruyordu (bu daak herhalde güle güle manasına geliyor!).</p>
<p>Daha ilerde bir yerde, ufak bir kız çocuğumuz erkek kardeşiyle gene o telaffuzu itici dilde müthiş (!) bir tekerleme söylüyordu…</p>
<p>Bu kaydettiğim gözlemleri sadece on, bilemediniz onbeş dakika içinde elde ettim ve şu korkunç sorular doldurdu zihnimi bir anda;</p>
<p>Aman Allah’ım yoksa ben bir kâbusun ortasına mı düşmüştüm? Yoksa burası bir Anadolu kenti değil de Münih, Amsterdam mıydı?</p>
<p>Bu tazecik dimağlar neden ciğeri beş para etmez milletlerin dillerini adeta bal yercesine bir zevkle konuşuyordu? İnanın o an kendimi patlamamak için zor ikna ettim…</p>
<p>Aslında faturayı sadece gözlemlediğim kardeşlerimize kestiğimi sanmayın. Sorunumuz aslında başta ailelerin ihmali ile başlayıp, Avrupa ülkelerinin insanlarımıza dil ve kültürlerini dayatmasıyla devam eden bir silsilenin ürünüdür. Yani bir nevi “ya kültürümüzü öğren ya da çek git !” anlayışının sosyal hayata yansımasıdır. Dolayısıyla insanlarımız giderek kültürümüze uzaklaşmakta ve memleketine döndüğünde de maalesef toplum içinde sırıtmaktadır…</p>
<p>Ne kadar acı verici&#8230;</p>
<p>Ne olur biraz daha bilinçli olalım ey Karaman ve Anadolu halkı! Zaten yabancı dillerin kıskacında ezim ezim ezilen dilime, bir de marifetmiş gibi İngiliz kaşığı eşliğinde Fransızca, Almanca zıkkımlarını yiyerek işkence etmeyelim.”Nein” yerine “hayır” “ja” yerine “evet” dersek bir kaybımız olmaz. Bakın bu Anadolu üzerinde kötü emelleri olanların oynadığı en önemli kozlardan biridir “Kültür ve Dilin yozlaştırılması”.Biz de ister istemez bu amaçlarına çanak tutuyor, Karamanoğlu Mehmet Beylerin, Gazi Mustafa Kemallerin ve aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatıyoruz. Ayrıca şunu da hatırlatmak da fayda var:</p>
<p>Başka Anadolu ve Başka Türkçe yok ne yazık ki!</p>
<p>Hasan TOPBAŞ<br />
Hasan_t@hotmail.com</p>

<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.blog.karaman.org/neinlerin-ja-larin-icinde-kaldim-bugun.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
