Değişmeyen Zihniyetler
Hasan TOPBAŞ Temmuz 24th, 2008SÖKÜLEN AĞAÇLAR, KATLEDİLEN TÜRKÇELER VE DEĞİŞ(E)MEYEN ZİHNİYETLER
Artık Karaman’da basın, yayın kurumlarının da şirazeden çıktığına dair en ufak bir şüphem kalmadı. Az biraz sermayesi olan veyahutta üç beş site tasarımı bilgisi olan bazı zevatlar, kurdukları ve kuruldukları köşelerinde, bulabildikleri en yakın klavye veya bilumum kalemlere sarılarak, dönemin belediye başkanına bilemediniz üst düzey bir yöneticiye verip veriştirirler. Çoğu hayalperest bir zihniyetin ürünü bu eleştirilerde, kendilerini Karaman’ın Malkoçoğlusu aday adaylığına layık görürler. Ama fiiliyatları da bir ego tatmininden öteye gidemez…
Bunun en tatlı(!) örneğine yine bu şehrin caddelerinde rastlayabilme şansına sahip oldum. Küçük bir kız kardeşimiz vesilesiyle elimize geçen gazeteyi inceledikçe mest olma seviyelerini birer birer aştık.
Gazetenin sahibi, kendini Karaman’ın mesihi(!) gibi gördüğüne emin olduğum bu zat-ı muhterem, bazı mahallelerde ağaç sökümü olarak gördüğü bir hadiseyi, İç Anadolu Bölgesi’nin o muhteşem telaffuzu ile birlikte öylesine hoş bir şekilde manşete taşımış ki, kendimi ister istemez haberin devamını okur bir vaziyette buldum.
İşte size olağanüstü bir habercilik hassasiyetiyle aktarılmış haberden bazı inciler;
“Napıyon sen başkan? Ne diyi milletin parasını çar ve de çur ediyon? Nöğürüyon?” (Bunu ben ekledim, zaten aşağı yukarı aynı yere varıyor).
Biz demek ki yedi yüz otuz bir senedir haybeye mücadele etmişiz… Zavallı Mehmet Bey… Hadi kendinize saygınız yok diyelim, davanıza da mı saygınız kalmadı?
Ya da şöyle diyelim:”Bir bu mu mühim mevzu Karaman’da ?”
Bu ağaçlar söküldü diye mi vekil sayımız ikiye düştü?
Yoksa bu ağaçlar yüzünden mi heba oldu trilyonluk tanıtım? (!)
Zaten belediyenin ve diğer kurumların Karaman’ın istikbali hakkında bariz hatalar yaptığı şu dönemde, körüğü ele alıp koşmanın ne manası var?
Peki değerlerimizin bir bir elimizden gittiğinin farkında mısınız?
Trilyonluk tanıtımlar yatırım olarak dönmüyor…
Ondokuz senedir Konya/Karaman kenesi yakamızı bırakmıyor…
Kaç kere Türkçe Olimpiyatları düzenlendi, Karaman’ın esamisi okunmuyor…
Gençlerimiz en yakın zamanda kaçıp kurtulmanın yoluna bakıyor, beyin göçüğünün ne demek olduğunu bilir misiniz bir kentte?
Kaçmaya niyetli(maalesef) bu kardeşlerimize “Deniz var herhalde” diyerek, yirmi beşinci tercihinde gelen üniversitelilerde eşlik ediyor ama tabii ne önemi var bunun ağaçların yanında?
Daha Karamanoğlu Mehmet Bey’in mezarı bulunamıyor, Hz.Yunus Emre’nin doğum tarihi belirlenemiyor, Eskişehir sahiplenmiş mübareği, bize ne değil mi?
Derbe toprağın altında gün yüzüne çıkmayı, binbir kilise ise kendisini yıkılmaktan kurtaracak birilerini bekliyor, seslerini duyuyor muyuz?
Şehirlerin kendine tarihi eser arayıp, turistleri etkilemeye çalıştıkları yirmi birinci yüzyıl Türkiyesi’nde, Kaleye yapılan vefasızlığı görüyor muyuz yoksa bakıp geçiyor muyuz?
İç Anadolu’nun emsaline nadir rastlanan evlerinden Tartan Evi’ni acaba Karaman’da bile kaç kişi duymuştur? (Daha Aktekke’yi bilmeyenler var hatırlatırım).
Artık kimse “Türkiye’nin en güvenilir şehirlerindeniz” safsatalarına da inanmasın, inanırsanız belki bir gün, kör bir kurşunla bedelini ödeyebilirsiniz…
Önceleri komşu illerden bile işçi getirtilirken, şimdi ne oldu da işsizlik patlak verdi? Neden boşanmalar arttı? Neden psikiyatri bölümüne artık bir doktor yetmiyor? Ama doğru ya, Karaman’da her şey tıkırındadır,”Gülen Gözler” filmi Karaman’a itafen çekilmiştir sanki…
Elalem kayısısını, kirazını, kabağını dahi yurtdışına çatır çatır ihraç ederken biz bırakın elmamızı tanıtmayı, pahalı yemek durumunda bile bırakılmadık mı?
Yılların birikimiyle günümüze kadar gelen ve şimdi de işin içinden çıkamadığımız çarpık kentleşme ve rezalet şehir girişlerine ne diyeceksiniz peki?
Peki bu saydığım incir çekirdeklerini(!) hesaba alan var mı?
Aman boşverin, biz zaten Anadolu kaplanıyız, yükselen bir değeriz, geleceğe hazırlanıyoruz. Trilyonlar şelale misali akıyor şehrime. Tabiatıyla böyle basit, sıradan konulara kafa yormaya lüzum yok. Biz şunu desek yeter de artar bile;
“Nöğürün le başgan, ağaçları ne kesen de? “
Tövbe tövbe…
Hasan TOPBAŞ
Temmuz 31st, 2008 saat 11:16
Bu yazıyı daha önce görseydim daha önceden cevap yazardım ama malesef işlerimden dolay bir müddettir internete giremediğim için anca okuyorum.
Evet genel olarak tarihimizin korunmadığı konusunda katılıyorum. Beyin göçü koonusuna da katılıyorum. Fakat gel gelelim k ağaçlar konusunu katılmıyorum. Bu konuya az sonra değineceğim ama şu beyin göçü konusundada bir iki bir şey söylemek istiyorum.
Beyin göçü beyin göçü demişsin. Çok güzel. Bu beyin göçüne sebepde hiç mi halkın, Karaman halkının sucu yok. Bir düşün bakalım. Ama iyi düşün. Senin tabirin ile eline kalemi klavyeyi alan yazı yazıyor ya hani(!)(Tabi bu yazıyı klavye ile yazdığın için sende bende aynı konumdayız).
Şimdi gelim ağaçlar konusuna. Ağaçlr kesilmesin diye adamın birinin azı yazdığından ve Belediyeyi suçladığından bahsediyosun. Arkaaşım o belediye işini doğru dürüst yapsada çevreye biraz özen gösterip, biraz gösterişten (kişisel göstriş) uzaklaşıp Karama’a ve biraz da yeşiline önem vrs bu tür yazıların hiç biri olmaz.
O senin Garaman(Karaman) şivesi söylediğin (”Nöğürün le başgan, ağaçları ne kesen de? “) sözde geçen ağaçlar, senin temiz nefes almanı sağlayan, sağlıklı yaşamanı ağlayan oksijen depoları, su depoları, bilmem farkında mısın. Aaaa pardon farkında olsan böyle şeyler yazmazsın değil mi? O zaman send gözlerin biraz aç da hem bu yazıyı sağlıklı ou, hemde şöyle bir etrafına iyic bak. Bak ki göresin çvende ne kadar ağaç var. Ağaçların bol lduğu blli başlı bir kaç yer var ondan bakası tek tük bir aç ağaçcık. Atatürk parkı. Büyük ağalar var ama koca(!) İsmet Paşaya 100 mtre kare bir alan (rakalar tahmini ama istersen onuda ölçerim).
Ayrıca eğer sulu park yeni adı ile Aktekke meydanındaki ağaçların sökümü iyi ve bilinçli yapılmış olsaydı ve o sökülen ağaçlar dikildikleri yerlerde yatişiyor olsaydı bu yazılar yazılmazdı. Aynı şey Cumhuriyet parkı içinde geçerli sayın arkdaşım. Ve yine ayrıca o ağaçlarn sökümü yapılırken sen nerede idin bir söyle bakalım. Ahkam kesmesi kolay da iş iş yapmaya gelince içraat yok. Kuru gürültü.
Temmuz 31st, 2008 saat 11:17
Özür dileriz sayın Karaman halkı…
Bundan yaklaşık 1 hafta önce elimize geçen bir gazete vesilesiyle böyle bir yazı yazmaya kendimizi gerekli hissetmiş ve başlığını da koymuştuk,kısaca “Değişmeyen Zihniyetler” diye…
Ne kadar da doğru kullanmışız…
Yazılar ancak anlaşılarak ve hazmedilerek okunursa mesajlar varacağı yere varır ve kitleler bu sayede gerçeklerin farkına varır…
Yazımızın içeriğine dikkatli(!)bakılacak olursa bir cümle var merak ederseniz:”Bir bu mu mühim mevzu Karaman’da ?” cümlesi…
Ve bize yöneltilen muhtelif eleştirilerde,bizim ağaç düşmanı olduğumuz veya ağaçların nefes almamıza yarayan varlıklar olduğunu kavrayamadığımız idrakine varmış bazı okurlar…
Ama onlar bilmez mi ki bizlerin “Ağaç kesenin başını keserim” diyerek ağaç ve ormanların insan hayatının can damarlarından birisi olduğunu mükemmel bir şekilde açıklayan ecdadın torunu olduğunu…
ve yine o kesimler bilmez mi ki “Elinde bir fidan olan,kıyametin kopacağını dahi bilse o fidanı diksin!” diyen bir Resulun ümmeti olduğumuzu…
Doğru biz bilmeyiz…Karaman’ın Türkiyenin en az yağış alan yerlerinden biri olduğunu ve zamanında tahrip edilen ormanlardan dolayı ve bilinçsiz kentleşmeden dolayı ağaçlarımızın on parmağı geçmediğini bilmeyiz…Çünkü bizim tek derdimiz klavyeye sarılıp (!) birilerini eleştirmektir…
Ve eleştirinin de yeni adı konmuştur:Kuru gürültü…
Doğru,Karamanın kötü giden yanlarını söyleyebilmek bir kuru gürültüdür,niye birilerinin moralini bozalım ki…
Biz belediye işcisi değiliz ki ağaç kesilirken yanında durup da greyderin üzerine atlayalım…
Ayrıca şunu da belirtelim insanlar bazı konumlara şartlar olgunlaşınca ve “nasip” diye tabir edilen olgunun gerçekleşmesiyle gelebilirler…Biz de acizane sayın karaman.org site yöneticisi Bünyamin Bey’in büyük katkılarıyla bu işe giriştik.Cumhuriyet parkındaki ağaçlar sökülürken ben interneti bile bulunamayan bir yerde idim ve itiraz etsem ne değişirdi? koca 120 bin kişi itiraz etti de sonuç ne oldu?
icraat yapmadığımızdan dem vurulmuş? Ben kendimi övmeyi sevmeyen bir insan evladıyım ama ayrıntılı bir geçmişimi Bünyamin beyden sorabilirsiniz ama yine eklemek istediklerim var;
Birileri yataklarında horul horul,göbeklerini kaşıya kaşıya yatarken biz Karaman’ı nasıl tanıtabiliriz sorusuna”kafa patlatıyorduk…Ve çalışmalarımızı o yönde tamamladık ve Karamanın ilk ingilizce sitesine imza attık (doğru boş icraat ne gerek var,ağaçlar tanıtır Karamanı nasılsa!)
Yine bazı zat-ı muhteremler “akşam olsa da yatsak” zihniyetinde iken biz gene Karamanla yatıp Karamanla kalkıyorduk ve bugün günde 100 kişinin ziyaret ettiği blog sitede Karamanın adını dünyaya duyuruyorduk…Dünyanın ve Anadolunu dört bir yanından tebrik mesajları yağıyordu…Ancak ahkam kesmesini biliriz ya!
Yine daha ortada Türk Dili sitesi yokken biz Türk dilini Türkiyenin bellğine kazıdık…
Şehir dışında gittiğimiz bazı yerlerde isminden önce “Karaman” namıyla çağrılan acaba kaç kişi vardır?
Karamanın her türlü özelliğini belleten ve çevresindekilere “yeter artık Hasan,Karaman mı gene yaa?” dedirten kaç kişi çıkar?
Binbir güçlükle çevresindeki insanları Karamana getirten ve “onlara Karaman benim ikinci memleketim oldu” itirafını acaba kaç kişi başardı?
Üniversite yıllarında her ödev konusunu Karaman üzerine alan ve Yunus’un Karamanlı olduğunu hocasından öğrencisine herkese kanıtlayan bir kişi daha varsa gelsin birlik olalım..
Ama hata ettim doğru Karaman halkından özür diliyorum..
Ağaçlar haftada 4 intiharın olduğu,30 mt yolda hergün kazanın olmasından,milletvekili sayımızın ikiye düşmesinden(hoş milletvekili sayısı tekrar çıkar ama ağacı nasıl ekeceksin ki ? dünyanın en zor(!) işi ağaç dikmek) veyahutta boşanmaların patlama yapmasından daha mühimdir…
Katılıyorum…